Bisiklet Seven Kadınlar

Amsterdam’a ilk gittiğimde gözlerim ışıldamıştı. Trafikte akan bisikletlileri görmek, bisikletlilere özel kesintisiz bisiklet yolu ve trafik ışıkları olması tam bir hayal şehir gibiydi… Hele elbiseleriyle bisiklet süren kadınları görmek önce heyecanlandırmıştı, ardından üzücü olmuştu, ülkemizdeki şehirlerimizdeki durumları görünce… Bisikletle işe gidenler, bisiklet seven kadınlar ve özgürce süren bisikletli kadınları her yerde görmek çok güzeldi..

Bostanlı'da Bir Bisikletli
Bostanlı’da Bir Bisikletli

Bir çok şehre göre İzmir daha iyi gibi görünebilir, ama içinde yaşasanız anlayacaksınız ki durumlar biraz -mış gibi… Bisiklet etkinliklerinde haberlere, sosyal medyada görüntü sağlamak için, İzmir’in en manzaralı en renkli yerlerinde 3-5 karelik fotoğraftan ibaret aslında… Geçekten bisikleti destekleselerdi, tramvay ya da çevre düzenleme çalışmaları için 1-2 yıl boyunca bisiklet yolunu kapatmayı akıllarından bile geçirmezlerdi. Maalesef İzmir’de bile durumlar sıkıntılı..

Okumaya devam et Bisiklet Seven Kadınlar

Cycling 365 – Avrupa Bisiklet Yarışması

Cycling365Evet Türkiye’de bu yarışa İzmir ve Ankara ile katılıyor. Adı yarış olsa da burada amaç, günlük hayatta bisiklet kullanımın yaygınlaştırılması! 1 Mayıs’ta başlayan bu “Challenge – Meydan Okuma” , 31 Mayıs’a kadar devam edecek.

Temiz bir çevre, karbondioksit salımının azalması ve sağlıklı bir şehirde yaşayabilmek için, European Cycling Challenge bisikletin ulaşım aracı olarak kullanılması, yaygınlaştırılması ve herkes tarafından kabul edilmesini hedefliyor. Bence en önemlisi de trafikte bisikletçilerin kabul görmesi! Sitesinde ve uygulamasından ( app store / google play’den indirebilirsiniz ) kayıt yaparak ücretsiz olarak siz de yarışa dahil olabilirsiniz. Kaç km yol gittiğinizi, ne kadar karbondioksit salımına engel olduğunuzu ve kullandığınız yol haritanızı görebilirsiniz. Akıllı telefonla uygulama aracılığıyla otomatik olarak seyahat datalarınızı kaydedebilirsiniz, akıllı telefonunuz yoksa da sitesinde manual olarak giriş yapabileceğiniz bir alan var.

Gerçi ülkemizde yarış adını duyunca gaza gelip hemen hile hurda peşinde koşmak isteyen tipler de yok değil… Mesela otobüse / arabaya bisikleti atıp, şehir turu yapmayın !  Çıkacak istatistiksel sonucu bozmayın lütfen! Buna göre şehirlerde bisiklet kullanımının yoğunluğuna / rotalarına göre bisiklet yolları yapılacak belki de, yanıltmayın!

Şu özendiğimiz Hollanda, İsveç ve tabii ki güzide ilçemiz Ula’da olduğu gibi bisiklet kullanıcıları sayısının bol olduğu şehirlerle dolsun ülkemiz!

Not: Ula, Muğla’nın küçük ama sevimli ilçesidir, ilçedeki neredeyse herkes bisiklet kullanmaktadır. İdari kesimde de aynı durum geçerlidir, kaymakamlık, belediye binası, okul önlerinde sıra sıra arabalar değil  bisiklet görebilirsiniz. Ben en iyisi bir ara da bir Ula yazısı yazayım.

Yağmur Yağarken Evde Olsaydım

Dünkü lodosun ardından İzmir olarak yağmurlu bir güne uyandık. Şuan yağan dolu mu iri yağmur damlası mı ayırt edemesem de evde olmak vardı! Pazartesi mahmurluğuna bir de eklenen yağmurlu hava tüm hücrelerime miskinlik yap diye sesleniyor ama ne mümkün! Polar battaniye, sütlü kahve, kitap ve müzik bir araya gelmek istese bundan daha güzel bir gün olamazdı herhalde 🙂 Tabi bir de bu kombinasyonun, yeşilçam ya da romantik komedi versiyonu da olabilir, hiç hayır demem 🙂

ahnerede vahnerede1 Şöyle battaniyem üstüme örtülü, elimde fincan, perde açık cama yağmur damlaları vururken bir Tarık Akan filmiyle günümü şenlendirebilirdim. Türk filmleri denilince benim en keyif aldıklarım Tarık Akan’ın oynadığı filmler. O dönemin romantik komedileri, film hataları, oyuncuları hepsi ama hepsi çok güzel.

Ama içlerinden bir tanesi de favorim, Ah Nerede Vah Nerede! Neredeyse ezberimdeki replikleri ve klişeleriyle beraber Yeşilçam’ın en sevdiğim filmlerinden olur kendisi 🙂 Tekrar tekrar izlemekten

ah-nerede-vah-nerede-2sıkılmadığım Adile Naşit, Gülşen Bubikoğlu, Hulusi Kentmen, Halit Akçatepe…. ve daha kimler kimler…

Bugün evde olma şansına sahip olanlar günün tadını çıkarsın lütfen 🙂

 

 

 

Sucuk-Ekmek-Karagöl

Uzun zamandır plan yapma ve bir araya gelme çalışmalarımız sonuç verdi. Pazar günü Karagöl’de sucuk – ekmek aktivitesi organize ettik. Karagöl, İzmir’in içinde olmasına rağmen yol durumundan dolayı çok tercih edilmeyen, birçok kişinin de bilmediği muhteşem güzellikte bir yer. Bence gözünüzü korkutmasın Bornova’dan çevre yolunu kullanıp, Yamanlar’ın yukarısına doğru yol alarak 45-50 dakikada Karagöl’e ulaşabiliyorsunuz, yol dar olsa da 2 yıl önceki haliyle kıyaslayınca gayet iyi durumda. Çiçekliköy tarafından daha kısa bir yol varmış, fakat hiç denemediğimiz için o yol için yorum yapamıyoruz.

Yukarı doğru tırmandıkça resmen mevsim geçişi yaşadık, neyse ki tedarikliydik, atkımız, beremiz, eldivenimiz yanımızdaydı ama yetmedi 🙂 Herkese yetecek kadar piknik masası ve mangal mevcut olduğundan, birçok piknik yerine kıyasla keyfimiz yerindeydi. Tabi rüzgâr ve ıslak odun parçaları ateşimizin yanmasına engel olsa da azmettik, yaktık ve karnımızı doyurmayı başardık ( biz kızlar ateş yakma işine pek karışmadık ama neyse 🙂 )

karagölKış mevsiminin ortasında olmamıza rağmen, sonbaharın simgesi sarı yapraklar her yerdeydi. Karagöl’e giderseniz yanınıza mutlaka fotoğraf makinası almalısınız, cep telefonu yeter diye düşünmeyin bence. Bizim grupta da Asude ve Başak fotoğraf makinası getirmişti, bol bol fotoğraf çektiğimiz, çekildiğimiz Karagöl’de küçük bir yürüyüş yapmak çok keyifli oldu. Hafta sonu birçok grup kamp da yapmış fakat bize günübirlik soğuk havayı ciğerlerimize çekmek yetti. Sıcak sever bizler, gecesini hayal bile edemedik. Ama dağcılıkla ilgileniyor ve maceraperestseniz kamp alanı, tuvaleti, restoranı ve muhteşem manzarası olan bu cennet size lüks bile gelecektir.

Karagöl’de bir de dağ evi var, tabelalara göre kendisi bir Kır Gazinosu. İçinde şöminesi olan çay içmek, ısınmak ya da yemek için uğramak isteyebileceğiniz güzel bir yer. Soğuk içimize işlemişken şömine karşısında ayaklarımızı uzatıp, çaylarımızı yudumlama keyfi paha biçilemezdi. Isınanın masasına geçtiği parayla değil sırayla mantığıyla, şömine önü sandalyeler hiç boş kalmadan sirkülasyon içinde yeni gelenlere yer açma halinde.

tantalosBurayı kim keşfetmiş, bu göl burda nasıl oluşmuş ki muhabbetlerimizin sonunda Karagöl’ün de birden fazla efsanevi hikâyesi olduğunu öğrendik. Mitolojiye göre Tantalos, Baştanrı Zeus ile Pluton’un çocuğuydu. Rivayete göre bizim İzmirli Tantalos Olimpos Tanrılarının hışmına uğruyor. Anadolu Tanrıçası Kibele’ye inanan, Helen Tanrılarını da küçük gören ve kudretlerini sınayan Tantalos’u Zeus, yer altında ebedi açlık ve susuzluğa mahkûm etmiş.  Bu ceza “ Tantalos İşkencesi” olarak dilden dile yayılmış ve yine mitolojiye göre Tantalos, Spilos Dağı’nın bir yarığından atılarak Hades’e gönderilmiş. İşte bu yarık göl halini alınca “Tantalos Gölü” , yani Karagöl oluşmuş.

İyi ki de oluşmuş olan Karagöl’ü ziyaret ediniz, oksijeninden doğasından faydalanınız 🙂