Kadına Şiddete Son – 16 Günlük Aktivizm Hareketi

Canım ülkemde kadın olmak zor, hep zordu ama son zamanlarda sanki daha da zor! Yıllar ilerledikçe şiddet rakamlarının azalması beklenirken her geçen gün bu oranlarda artış yaşanıyor. Kadına şiddete son diye daha çok sesimizi yükseltmemiz gerekiyor.

KADINA ŞİDDETE SON!

25 Kasım – 10 Aralık tarihleri arasında farkındalık yaratmak, bu şiddete dur demek ve şiddet gören kadınların sesi olmak için 16 Günlük Aktivizm Hareketi başladı. Bu süreçte turuncu giyerek, turuncu fotoğraflarla sosyal medyada yer alarak, #kadınaşiddeteson #kimseyigeridebırakma #orangetheworld hashtag lerini kullanarak paylaşımlar yapın lütfen… Bu bir dikkat çekme hareketi, farkındalık hareketi, mağdur insanlara güç olma, birlik olma hareketi!

Neden 25 Kasım ‘da başlıyor ?  25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü ! ve bu tarihin bir geçmişi var.

1930 yılında diktatörlükle yönetilen Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı eylemler yapılıyor. Bu eylemin liderliği 3 kardeş kadın yapıyor, İnsan Hakları ve  Kadın Hakları konusunda haklı talepleri var. Seslerini duyurmaları ve ciddi bir kitleyi peşlerinde sürükledikleri için Mirabel kardeşlerin hazin sonunu getiriyor. 30 yıl sonra 1960 yılında Mirabel kardeşler tecavüze uğruyorlar ve öldürüyorlar. 1961 yılında bu olayınb ardından diktatörlük devriliyor. 1999 da Birleşmiş Milletler Adına Yönelik Şiddeti Anma günü olarak kabul ediliyor.

Şort giyen kadına tekme atan, gevrek gevrek sırıtan serbest bırakılmış adamı henüz unutmadık! Dolmuşta kalan son kişi olması sanki bahaneymişçesine;   tecavüze uğrayan ve canice öldürülen Özgecan’ın yüzü hala gözümüzün önünden gitmiyor.  Ama bu örneklerle kısıtlı değil, rakamlar oldukça korkutucu!

Dünyada 3 kadından 1 ‘i, Türkiye’de 5 kadından 2’si fiziksel veya cinsel şiddete uğruyor!

TURUNCUYA BOYA DÜNYAYI

2 kadından 1’i duygusal şiddet mağduru! (Duygusal şiddet: aşağılama- eleştiri- yapamayacağını söyleme – kadının dışarı çıkmasını -ailesiyle görüşmesini engelleme  ; ekonomik şiddet: erkeğin kadının elinden maaş kartını alması, kadın adına kredi çekip ödememesi )

İşin enterasan ve korkutucu yönü şiddet sosyo ekonomik durumu düşük kişilerde görünür değil, her sosyo ekonomik düzeyde var. Özel sektörde beyaz yaka çalışanlarda yapılan bir araştırmada kadınların %75’i eşlerinden, partnerlerinden, abilerinden veya babalarından şiddet görüyor. Bu kadınlar orta- üst düzey yönetici, inanılır gibi değil! Bu kadınların da 4’te 1’i fiziksel şiddet görüyor. Yani ekonomik özgürlük, eğitim seviyesinin yükselmesi gibi durumlar kadına şiddete engel değil! Her alanda, her durumda kadına şiddete son !

Siz ya da çevrenizdeki kadınların şiddet gördüğünü düşünüyorsanız, biliyorsanız, görmemezlikten gelmeyin! Destek olun, kimseyi geride bırakmayın! UNFPA ve Alo 183‘e yönlendirin, destek olun, yargılamayın! Kadınlar, kız çocukları, engelli kadınlar ve kız çocukları için sesiniz yükseltin, sessiz kalmayın ! Kadına şiddete son !

 

Bisiklet Seven Kadınlar

Amsterdam’a ilk gittiğimde gözlerim ışıldamıştı. Trafikte akan bisikletlileri görmek, bisikletlilere özel kesintisiz bisiklet yolu ve trafik ışıkları olması tam bir hayal şehir gibiydi… Hele elbiseleriyle bisiklet süren kadınları görmek önce heyecanlandırmıştı, ardından üzücü olmuştu, ülkemizdeki şehirlerimizdeki durumları görünce… Bisikletle işe gidenler, bisiklet seven kadınlar ve özgürce süren bisikletli kadınları her yerde görmek çok güzeldi..

Bostanlı'da Bir Bisikletli
Bostanlı’da Bir Bisikletli

Bir çok şehre göre İzmir daha iyi gibi görünebilir, ama içinde yaşasanız anlayacaksınız ki durumlar biraz -mış gibi… Bisiklet etkinliklerinde haberlere, sosyal medyada görüntü sağlamak için, İzmir’in en manzaralı en renkli yerlerinde 3-5 karelik fotoğraftan ibaret aslında… Geçekten bisikleti destekleselerdi, tramvay ya da çevre düzenleme çalışmaları için 1-2 yıl boyunca bisiklet yolunu kapatmayı akıllarından bile geçirmezlerdi. Maalesef İzmir’de bile durumlar sıkıntılı..

Okumaya devam et Bisiklet Seven Kadınlar

10 KASIM

Kendimi bildim bileli ailem, öğretmenlerim Atatürk sevgisini aşıladı, anlattı, fikirlerini öğretti… Ama nedeni de anlattı neden minnet duyduklarını… 

En çok da biz kız çocuklarına, biz kadınlara sunulan hakları anlattılar… Okula gidebilmek, sosyal hayatta yer alabilmek, düşündüklerini eşit olarak dile getirebilmek, “kadın erkek eşittir” diye tartışabilmek, siyasi hayata girebilmek, siyasi kararlarımızı oylarımızla gösterebilmek… ve dahası….

Yani öyle hadi bakalım Atatürk’ü seviyoruz, siz de seveceksiniz diye değil, kendimiz de okuyup yeni şeyler öğrenelim diye farklı kaynak kitaplara yönlendirerek, bizi araştırma yoluna iterek…

Biz Atatürk’ü öğrenerek, öğrendikçe sevdik… Saygı duyduk… Zekasına hayret ettik… Çalışmalarını, kitaplarını görünce inanamadık belki de ilk öğrendiğimizde… Ülkenin tüm yoksulluğu ve yoksunluğunun üstesinden gelebilecek olanın hür irade, fikir ve eğitim olduğunu öğrendik…

O yüzden işte her 10 Kasım’da saygı, özlem ve minnetle anıyoruz…

 

Şehrin Bahçelerinde Bugün! Münih – English Garden

English Garden - China Tower
English Garden – China Tower

Münih denilince akla İngiliz Bahçesi – English Garden geliyor, şöyle ki turistler için de Münihliler için de kendisi cennetten bir köşe, bir yaşam alanı… Adının “Englische Garden” olma nedeni de o yıllarda İngiltere’nin popüler kırsal bahçe stilinde olması…

Bu bahçede çimlerde yatabilir, kitap okuyabilir, top oynayabilir, maç yapabilir, SÖRF yapabilir (çok şaşırmıştım), bisiklet sürebilir, ata binebilirsiniz. Hatta çıplaklar kampına doğru da yol alabilirsiniz…
Vallahi şehrin göbeğinde, yürüyüş mesafesinde, akıl edememişler bi rezidans yapmayı, öyle merkezi bir konum!
Çin Kulesi etrafında, Beer Garden’da da soluklanabilir, biraya doyabilir. Konser etkinliklerine dahil olabilirsiniz! Kocaman bir kalabalığın rahatça vakit geçirebileceği Beer Garden’larla dolu 🙂 Herkes mutlu, keyifli, içiyor 🙂
Parkı gezerken gezerken göreceksiniz o kadar geniş bir alan ki her bir köşesinde farklı bir eğlence var. Biz Mayıs sonunda gitmiştik, hava muhteşemdi! Eğer gündüz gidecekseniz mutlaka güneş kreminizi sürün ihmal etmeyin 🙂
Biz English Garden ‘a akşamüstü gidip, hava epey karardıktan sonra döndük. Güvenlik ile ilgili hiç bir sorun hissetmiyorsunuz, ay şort giymişsiniz diye güvenlik görevlileri de sizi parktan kovmuyor!
Gidin görün mutlaka, keyifle gezi, dolaşın, dinlenin, atıştırın, için, eğlenin! Doyasıya…

Bir Ada İstilası – Midilli

Seyahat etmeyi sevenler bilir Shengen vizesi bitmeden değerlendirmek için programlar sıkıştırılır… Bu yıl yine -malesef- 90 gün çıkan vizemiz bayramdan sonra bitecekti. Bayramda bir yerlere gitmeyi aklımızın ucundan dahi geçirmediğimiz için öncesi hafta sonunu değerlendirelim dedik ve kendimizi hangi adaya gitsek acaba derken bulduk. Midilli hep karşı kıyıdan ışıklarını izlediğimiz ada olduğu için, seçeneklerimiz içinde…

Hafta sonuna 2 gün kalmıştı ki ne biletlerimiz vardı ne kalacak yer ne de araç kiralamıştık. Gitmeye karar verdiğimiz ada, Midilli  oldu. Turyol üzerinden online bilet aldık ki 5€ kişi başı save ettik, sizde internetten almak isterseniz buyrun 🙂 Hemen cumartesi sabah gidiş, pazar akşam dönüş biletlerimizi aldık. Molivos’ta konaklamak istiyorduk, şanslıydık ki yer de bulduk 🙂 Fakat araç kiralama problemi ile karşı karşıya kaldık, internetten baktık ne görelim 150€ civarı araç kiralama ücretleri! Neyse inince limandaki yerlere sorar hallederiz dedik, alternatif olarak da Molivos’a otobüs saatlerine baktık. O pek saatler olamadı, çünkü sadece 13:15’te var. Bu bilgi de pek internette yok genelde Midilli’de araç kiralamak çok daha rahat olduğu için anlaşılan kimse otobüse ihtiyaç duymuyor.

Molivos Liman - Midilli
Molivos Liman

Meğer hafta sonu Midilli’de  Midilli – KSK dostluk maçı varmış. Biz de tekneye binince afişi gördük. Öncesinde de inanamadığımız bir kuyruk vardı, durum anlaşıldı.

Turyol’dan internetten aldığımız biletlerimizi, basılı halini alıp gümrük sırasına yöneldik. (Benden size tavsiye, biriniz Turyol ‘a diğeriniz gümrük sırasına giderseniz daha iyi olur. ) Kapıdan alım 08:00’de başladı. Türkiye’den bizim girişimiz sıkıntılı olmadı fakat arkamızdaki kuyruğun ucu bucağı görünmüyordu. Kuyruk sona ermeden de tekneler kalkmadığı için Ayvalık’tan çıkışımız uzun sürdü, haliyle Midilli’ye varışımız da 1 saat rötarlı oldu. Ama asıl olay burada başladı! Bir anda insanlar ( yaşlılar dahil) koşmaya başladı! ama nasıl bir koşmak o an bakakaldığımız için ne fotoğraf çekebildik ne de video! Görülmeliydi, işte gerçek bir ada istilası yaşanıyordu. Hınçla, azimle, ellerinde koca koca valizlerle koşuyorlardı. Yunanlı abimizin bir türlü sıraya sokamadığı Ayvalık yolcularına ve epey güneş altında bekledikten sonra sıra bize gelebildi. Limandaki araç kiralama şirketlerinden birinde şansımızı denedik fakat aldığımız saatte teslim edebilceğimizi söyledikleri için kabul edemedik. Malasef saat 12:45 olduğu için daha fazla arama şansımız olmadı. Elimizdeki son alternatifi kaçırmamalıydık. ve o 1990 lü yıllardan kalma otobüse yetişmeyi başardık. Midilli – Molivos kişi başı 7,5 €,  meğer koltuk numaralıymış bu otobüsler çok şaşırdık! Molivos’ a doğru kıvrımlı, kimi zaman çam ağaçlı kimi zaman zeytin ağaçlı manzara eşliğinde Molivos’a doğru yol aldık.

Molivosa vardığımızda son durak 45€ ya Booking’den rezervasyon yaptığımız  Adonis Hotel‘ e çok yakın olduğu için mutlu olduk. Hemen eşyalarımızı bırakıp üstümüzü değiştirip, bir şeyler yemeye çıktık. Ada istilası anını aklımızdan silmeye çalışarak…

O Yaz Bana Gelecek!

Güneş yüzünü gösterse de kara kış olsa da imrendiğim özlediğim hayatın deniz – kum – güneşten ibaret olduğunu belirtmeme gerek yok heralde! İlkbahar, yaz , sonbaharın ilk zamanları benim günlerim…

Sabah uyanayım iyot kokusuyla yürüyüşümü yapayım, denize gireyim eve geleyim güzel bir kahvaltı yapayım ve kendimi bir hamağa bırakayım, şöyle hafif keyifli bir müzik de olur dalga sesi de, ardından elimde kitap ile uykuya dalayım.

Günde 3-4 saat emek verdiğim hem de kendimi teslim ettiğim bir işim, eğlenceliğim, hobim…

Sevdiklerim, sevdiğim gülmeye doyamadığım arkadaşlarım olsa yanımda hayat yaşamak için daha anlamlı olacaktır.

Sabah – akşam tıkılmış ofislerde ki insan mızmızlanmalarını, çirkin kadın – erkek hırslarını ve gözünüzün içine baka baka yalan söylenmesine gerek kalmayan daha huzurlu bir hayat…

yaşasın gamsız hayat !

yaşasın mutlu huzurlu tatlış insanlar cumhuriyeti!

Pamuk İpliği

hayat, hassas bir terazide akıp giderken tüm dengeleri, görmekte bile zorlandığım o pamuk ipliğinin alt üst ettiğini fark etmek hem hayret verici hem de sarsıcı… Hele ki pamuk ipliklerinin güçlü uzun bir zincir yaptığını düşünürsek, bir yerden kopan pamuk ipliğinin dağıttığı halkalar bir daha iyileşir mi, iyileşse de eskisi gibi olabilir mi?

dünya tek bir yöne dönerken, güneş her gecenin ardından aydınlatmaya devam ederken, güneş kimi gözleri aydınlatamaz olmuşken hala eskisi gibi aydınlatabilir mi, ısıtabilir mi ?

Isıtmalı,

Aydınlatmalı,

Ayakta kalmalı,

Güçlü olmalı

 

2016 Yağmur Takvimi = Bizim Evin Cam Silme Takvimi

Cam silmeyi sevenlerin buluşma kulübü Merhaba! Tabi ki yok öyle bir şey, biliyorum!

Cam silinir, yağmur yağar, net! Murphy yasası bilmem kaçıncı madde olur kendisi… Silenin siz olması önemli değil, o evde o cam silindiyse yağmur yağar. Şu yağmur duasına çıkıp da yağdıramayan abiler, alsalar ellerine bir bez başlasalar camları ovmaya görecekler akşama en geç hemen ertesi güne yağacak o yağmur. Ha hazır ele bezi almışken peşini bırakmayıp şöyle bir yerleri de silerlerse fena olmaz yani ablalar bir gün de olsa mutlu olur,  yağmurun camı kirletmesi falan umurlarında olmaz.

2016 yılı İzmir yağış takvimi eşittir bizim evin camların silinmesi, henüz boş geçmedik. Nasıl şans anlamadım, ha İzmir’in yağış haritası bizim evin cam silinmesine göre şekilleniyorsa napalım sileriz deriz de sanmam yani o kadar belirleyici, faydalı olabilecek bi şansa sahip olalım.ArifEfendi

Yağmur duası denir denmez de aklıma Kemal Sunal’ın 3 Kağıtçı filmindeki Arif Efendi geliyor , elimde değil 🙂

Cycling 365 – Avrupa Bisiklet Yarışması

Cycling365Evet Türkiye’de bu yarışa İzmir ve Ankara ile katılıyor. Adı yarış olsa da burada amaç, günlük hayatta bisiklet kullanımın yaygınlaştırılması! 1 Mayıs’ta başlayan bu “Challenge – Meydan Okuma” , 31 Mayıs’a kadar devam edecek.

Temiz bir çevre, karbondioksit salımının azalması ve sağlıklı bir şehirde yaşayabilmek için, European Cycling Challenge bisikletin ulaşım aracı olarak kullanılması, yaygınlaştırılması ve herkes tarafından kabul edilmesini hedefliyor. Bence en önemlisi de trafikte bisikletçilerin kabul görmesi! Sitesinde ve uygulamasından ( app store / google play’den indirebilirsiniz ) kayıt yaparak ücretsiz olarak siz de yarışa dahil olabilirsiniz. Kaç km yol gittiğinizi, ne kadar karbondioksit salımına engel olduğunuzu ve kullandığınız yol haritanızı görebilirsiniz. Akıllı telefonla uygulama aracılığıyla otomatik olarak seyahat datalarınızı kaydedebilirsiniz, akıllı telefonunuz yoksa da sitesinde manual olarak giriş yapabileceğiniz bir alan var.

Gerçi ülkemizde yarış adını duyunca gaza gelip hemen hile hurda peşinde koşmak isteyen tipler de yok değil… Mesela otobüse / arabaya bisikleti atıp, şehir turu yapmayın !  Çıkacak istatistiksel sonucu bozmayın lütfen! Buna göre şehirlerde bisiklet kullanımının yoğunluğuna / rotalarına göre bisiklet yolları yapılacak belki de, yanıltmayın!

Şu özendiğimiz Hollanda, İsveç ve tabii ki güzide ilçemiz Ula’da olduğu gibi bisiklet kullanıcıları sayısının bol olduğu şehirlerle dolsun ülkemiz!

Not: Ula, Muğla’nın küçük ama sevimli ilçesidir, ilçedeki neredeyse herkes bisiklet kullanmaktadır. İdari kesimde de aynı durum geçerlidir, kaymakamlık, belediye binası, okul önlerinde sıra sıra arabalar değil  bisiklet görebilirsiniz. Ben en iyisi bir ara da bir Ula yazısı yazayım.