GEZİ,  SEYAHAT

Bozcaada – Bir Romantik Ada

2013 Aralık ayında havanın serin olduğu bir Cumartesi sabahı Dikili’den sabah erken saatlerde yola çıktık. Bir gün önce iş çıkışı yazlığa gelince ertesi gün için kendimize kolaylık yapmış olduk. İzmir – Çanakkale yolunu takip ettiğimiz güzergâhımızda Geyikli’ye feribota binmek için ulaştığımızda ilk defa gittiğimiz Bozcaada’ya araçla giriş yaptık ama tekrar gitsek aracımızı park edip yaya olarak giriş yapmayı tercih edebiliriz. Geyikli’de vapuru beklerken öğle yemeğimizi yeriz diye düşünmüştük ama uygun bir yer bulamadık. İnsan trafiğinin yoğun olduğu, bu sakin sahil kasabası Eyvah Eyvah filminin de çekilmiş olmasına rağmen pek dikkatleri üzerine çekememiş, belki de tercih etmemiştir. Geyikli’de Eyvah Eyvah filmi ardından Ata Demirer parkı yapılmış. Bir de Vapur beklenen yerdeki çay bahçesinden başka bir yer göremedik.

Şansımıza güneşli bir kış gününde feribotta denizi seyrederek yolculuk yapabildik, hatta birkaç yunusu da yüzerken görünce evet dedik, bu hafta sonu harika olacak.

Bozcaada’ya yaklaştıkça kale de ada da çok güzel görünüyordu. Adaya ulaşıp feribottan inince kalacağımız Latife Hanım Konağı’nı bulmamız hiç zor olmadı, limana da yürüyüş mesafesindeydi. Otel çok güzeldi odalar, kullanılan objelerin, örtülerin mistik bir havası vardı. Eşyalarımızı bırakıp hemen soluğu çınar ağacının yakınındaki ev yemekleri yapan yerde aldık, ismini hatırlamıyorum ama kendisini hemen gösteriyor, emin olabilirsiniz. Karnımız doyunca kendimizi ada sokaklarına, sahile vurduk. Ardından gün batımını yakalamak için adanın diğer tarafına rüzgâr güllerinin olduğu kısma doğru yol almaya başladık. Üzüm bağları içinde keşke bizim olsa dediğimiz muhteşem güzellikteki bağ evleri arasında yol aldık. Kış yağmurları ardından kötüleşen yollara aldırmadan devam ettik ve muhteşem gün batımını biz de yakaladık.

Akşam için kış sezonu olması nedeniyle çok seçenek yoktu ve biz de hoşumuza giden bir mekana oturup, rakı balık keyfi yaptık. Balıklar lezzetli, keyiflerin şahane olduğu akşamda, herkes kısa sürede birbiriyle arkadaş oluyor, muhabbet etmeye başlıyordu, sonuçta aynı feribotla geldik, tanışıyorduk!

Sabah ise güne otelde muhteşem bir kahvaltıyla başladık, her şeyin reçeli vardı. Hepsinden tatmaya çalışırken, neyin reçeli olmaz ki diye düşünmeye başlamıştık.   Son çaylar yudumlanırken, otelden de adadan da ayrılma vaktimiz yaklaşıyordu. Ben adada mahsur kalırız diye ümit ederken, dakikalar hızla akıyordu.

Bozcaadalı Veli Dede’den sakızlı bademli kurabiye satın alınmadan, Çınar ağacı altında son kahveler yudumlamadan gidilemezdi. Biz de son kahveyi yudumlayıp, tekrar gelmek üzere kendimize söz verip adayı arkamızda bıraktık.

Not: Adayı çok sevdiğimden midir bilinmez ama Bi Küçük Eylül Meselesi filmini de çok beğendim. İyi ki Bozcaada’ya gitmişiz! Yine gidelim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla