İkiyüzlüyüz vesselam…

31Bir şehrin mutlu ve huzurlu olduğunu sokakta gezen insanlardan anlarım ben. Gülüyorsa insanlar, rahatça gezebiliyorlarsa sokaklarda, o şehirde hayat mutludur, keyiflidir. Tek başlarına, çocuklarıyla, sevgilileriyle, hayvanlarıyla mutlu mesut sokaktalarsa, o şehirde yaşam vardır, yaşam…  Hele o şehirde birbirlerine sarılan, öpüşen çiftler varsa zarar gelmez o şehirden, o şehrin insanlarından…

Ülkemizin çoğu şehrinde ve kasabasında bırakın sevgilileri, evli çiftler bile rahat rahat öpemez birbirini, ne öpmesi ya el ele gezemez, gezmez. Ayıptır çünkü … Ayıp ne demekse, kim karar veriyorsa sevginin ayıp olduğuna ayıp işte!

Ama çocuklara tecavüz edilir, eğitim kurumu kisvesi altında ne yaptıkları belli olmayan yerlerde… Çocuklara taciz, tecavüz edilir kız erkek ayırt etmeden, “çocuk esirgeme kurumlarında”, muhtaçlıklarından, kimsesizliklerinden faydalanılır. Din adamıyım diye, meydanı boş bulur, atar tutarlar. Şu günahtır, bu günahtır ama el kadar bebelere tecavüz etmekten sakınmazlar. Gerek de görmezler, çünkü davaları da “GİZLİ” görülür, “YAYIN YASAĞI” vardır. Kimse bilmez, kimse görmez, aslında herkes görür bilir de kimse konuşmaz, sesini çıkarmaz AYIPTIR.

Ulan nedir bu AYIP, nedir ? Benim “ulan” demem tüm bu pislik olaylardan daha ayıptır kimine göre… Bu ikiyüzlülük değil de nedir peki ? Ha söylemeyi unuttum tüm bu olanlar da mağdur olan suçludur. Çocuksa kanı bozuktur, onda zaten bir gariplik vardır, ailesi sahip çıkmamıştır. Kadınsa, e tabi kuyruk sallamıştır, başka ne olacak! Kısa giymiştir, dekoltesi vardır, gece sokaktadır, tekin olmayan bir sokaktadır, güzeldir belki de sadece suçtur çünkü güzel olması, ya da sadece pisliğin tekine denk gelmiş insandır sadece… Güzel ülkem, gitgide çirkinleşen canım ülkemde ikiyüzlüyüz vesselam…

8 Mart 1857… 8 Mart 1921 … 8 Mart 1975 … 8 Mart 1980 … 8 Mart 1984… 8 Mart 2016 …

Bildiğiniz gibi Amerika’daki 40.000 dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları isteyerek çalıştıkları tekstil fabrikasında greve gitmesiyle tüm hikaye başladı. Polis, işçilere saldırdı (neden anlayamıyorum), işçiler fabrikaya kilitlendi ve ardından çıkan yangından kaçamadıkları için 129 kadın işçi can verdi. Çalışma koşullarının kötü olması ve daha iyi şartlarda çalışmak istemeleri suç mudur bence değildir ama o gün 129 kadın bedel ödedi. Daha sonraları  yaklaşık 50 yıl sonra Danimarka’daki konferanstaki öneri, oy birliğiyle kabul edildi, 8 Mart International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanacaktı artık.

Türkiye’de kutlanışı tabii ki çok yıllar sonra malum bu topraklar kadınlar o yıllarda kendi tarlası ve evi dışında çalışmıyorlardı. Konudan da çok da haberi olan olduğunu sanmıyorum. 1921 yılında, olaydan yaklaşık 65 yıl sonra, Türkiye’de Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başladı. 1975 yılında Dünya’da da Türkiye’de de daha coşkuyla kutlanmaya başladı. “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. Yüzlerce insan artık sokaklarda da kadın haklarından bahsediyordu.

Ardından 1980 darbesi ile neden olduğunu çok kavrayamadığım bir şekilde 4 yıl boyunca 8 Mart Kadınlar Günü kutlanmadı, ya da kutlanamadı, bilmiyorum. 1984 yılından itibaren yeniden her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlanmaya başladı.

Kutlanmaya da devam ediyor… ama bazı yasaklar var 8 Mart 2016’da neden bilmiyorum, pankart açmak, yürüyüş yapmak, sorunları hep birlikte dile getirmek neden yasak , anlamıyorum.

Her yıl meydana gelen ve artarak devam eden kadın ölümleri, kadın tacizleri, kadın tecavüzleri ve dahası daha çok bunları engellemek için ne yapılabilir, farkındalık nasıl arttırılabilir diye kafa yormak varken, neden 8 Mart 2016 ‘da daha çok yasaklar konuşuluyor, yine kadınlara uygulanan yasaklara… Yılda en azından 1 gün dinleyebilmek bu kadar zor olmamalı, anlayamıyorum.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ‘müz kutlu olsun !

Yalancı Bahar!

IMG_0873 (1)İzmir’de yaz sıcağını hissettiğimiz bir hafta sonu ardından ara ara yağmurlu bir hafta oldu, bu hafta. Sanırım ben de bizim bahçedeki erik ağacı gibi yalancı bahara kandım ve bahar yorgunluğu beni teslim aldı. 3 akşamdır, erkenden 9 buçuk 10 gibi sızarak, bayılarak uyuyorum. Ertesi gün uyanmakta zorlanıyorum, öğle yemeğinden sonra Türk kahvesini dört gözle bekleyip, pardon yumuk yumuk gözlerle bekleyip, 2 saat sonra yeniden esneyen bir tipe dönüşüyorum. Gözler hep uykulu, bugünlerde…

Teorimiz, beni uyku böceğinin yani çeçe sineğinin ısırmış olması, başak türlüsü mümkün değil. Bu kadar uyku neden diye sormadan geçemiyorum, büyüme çağında da olmadığıma göre ihtiyaç duymasam gerek! Bu mutlu Cuma gecesi erkenden uyumayacağım, işte bunu kaldıramam 🙂

Neyse benim uykumdan daha önemli bir konu var, erik ağacının bir soğuk görüp de çiçeklerini dökmemesi, yoksa ben ne yaparım 🙂

Hadi mutlu herkese mutlu cumalar, mutlu haftasonları  🙂

Ülkemiz Güzel Aslında;

Aslında ülkemiz de insanları da güzel hem de çok güzel ama;

  • kadın cinayetleri olmasa
  • çocuk istismarı yaşanmasa, göz yumulmasa,
  • töre cinayetleri olmasa,
  • namus takıntısı olmasa,
  • ikiyüzlülük olmasa,
  • doğaya sahip çıkılsa,
  • ağaçlar korunsa,
  • insan hakları uygulansa,
  • işçi hakları korunsa,
  • suçlular ellerini kollarını sallayarak gezmese,
  • düşünce suçu adı altında gazeteciler hapiste olmasa,
  • sosyal medyada yazılanlardan dolayı hapse atılmasa,
  • eyleme katıldı diye gözaltına alınmasa,
  • eğitim kaliteli olsa,
  • olsa,
  • olsa,
  • olsa….